Perşembe, Ocak 22, 2026

Medya, siyaset ve sanat bu işi çözer aslında

Share

Özgür Yici

Türkiye, hem coğrafi hem de kültürel açıdan çok köklü bir geçmişe sahip bir ülke. Ancak günümüz toplumunun karşı karşıya olduğu problemler, her geçen gün daha da karmaşık bir hal alıyor. Medya, siyaset, sanat ve mizah gibi farklı alanlardaki yakın dostluk ilişkilerim ve bu alanlarda kazandığım birikimle, ülkemizdeki toplumsal sıkıntılara dair bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Bugün Türkiye’de belki de en fazla hissedilen sıkıntı, toplumsal kutuplaşma. Her geçen gün artan bir biçimde, siyaset sahnesi ve sosyal medya üzerinden yürütülen tartışmalar, toplumu iyice birbirinden uzaklaştırıyor. Medyanın büyük çoğunluğunun tek sesli hale gelmesi ve algoritmaların, insanların sadece kendileriyle aynı fikirde olan içeriklere ulaşmasına olanak tanıması, bu kutuplaşmayı pekiştiriyor. Türkiye’de iletişim, genellikle çatışma odaklı yürütülüyor ve sağlıklı bir diyalog kurmak neredeyse imkansız hale geliyor.

Bir diğer sıkıntı ise gençliğin geleceğe yönelik umutsuzluğu. Bugünün gençleri, ekonomik belirsizlikler, eğitimdeki eşitsizlikler ve toplumsal baskılar nedeniyle büyük bir çıkmazın içinde. Eğitim sistemimizin eskiyen yapısı ve iş gücü piyasasının daralmış olması, gençlerin potansiyellerini tam anlamıyla ortaya koymalarına engel oluyor. Bu gençler, bir yandan toplumsal ve kültürel bir aidiyet arayışındayken, diğer yandan globalleşen dünyada kendilerine bir yer edinmeye çalışıyorlar.

SANAT SAVUNMAYA DÖNÜŞTÜ
Sanat dünyası, her zaman toplumların en güçlü yansımalarından biri olmuştur. Ancak şu anda sanatçılar, toplumsal sorunların yoğun baskısı altında ve birçoğu üretimlerinde bireysel özgürlüklerini ifade etme noktasında zorlanıyor. Sanat, politikleşmiş ortamda daha çok bir araç, bir savunma mekanı haline gelmiş durumda. Bu durum, hem sanatın derinliğini zedeliyor hem de toplumun ortak bir kültür etrafında birleşme çabalarını engelliyor. Özellikle mizah, sosyal medya aracılığıyla giderek daha popüler hale gelse de, insanları düşündürmektense yüzeysel bir şekilde eğlendirmeyi tercih ediyor.

MEDYADA SAĞLIKLI DİYALOG ŞART
Bu karmaşık yapıda, bir çözüm önerisi olarak, medya ve sanatın birleştirici gücüne yeniden odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum. Sanat ve mizah, insanların düşünce sınırlarını zorlayan, toplumsal eleştiriyi açıkça dile getiren ve kitleleri birleştiren unsurlardır. Medyanın gücünü, sadece bilgi yayma aracı olarak değil, aynı zamanda toplumu birleştirme ve sağlıklı bir diyalog kurma zemini olarak kullanmamız gerekiyor. Sanatçılar, şairler, müzisyenler ve mizahçılar, yalnızca eğlendirici değil, aynı zamanda toplumun aynası olmalı ve derinleşen kutuplaşmanın karşısında duran birer köprü görevi görmelidirler.

Siyaset ise, her zaman toplumun doğruyu bulma mücadelesinin odağı olmalıdır. Ancak siyasi liderler, ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde halkın ihtiyaçlarına yanıt verme konusunda yetersiz kalıyor. Toplumun farklı kesimlerini birleştiren ve ortak bir hedef etrafında toplayan politikalar geliştirilmediği sürece, bu kutuplaşma devam edecek gibi görünüyor. Bu noktada, halkla doğru bir iletişim kurmanın önemi her zamankinden daha fazla. Ve bu iletişimde, halkın gerçekten ne istediğine kulak vermek ve sadece çıkar odaklı değil, insan odaklı politikalar üretmek gerekiyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin bu dönemdeki en büyük sorunu, halkın birbirinden kopması, ideolojik kavgaların toplumu bir arada tutmaktan çok, parçalanmasına yol açmasıdır. Sanatın, mizahın, siyaset ve medyanın gücünü doğru kullanarak, toplumumuzu daha sağlıklı bir geleceğe taşımak mümkün. Bu da, bireysel çıkarları bir kenara koyarak, daha kolektif bir toplum anlayışını benimsemekten geçiyor.

İlginizi Çekebilir

Diğer haberler