Perşembe, Ocak 22, 2026

Deprem Siyaseti: Enkazın Altında Kalan Akıl

Siyaset hiç durmaz, ama deprem hazırlıkları hep yarım kalır. Yetki kargaşası, bütçe sorunları ve siyasi çekişmeler arasında riskli binalar yerinde dururken, vatandaşın canı tehlikeye atılıyor. Özgür Yici, bugünkü köşesinde “deprem değil, ihmal öldürür” diyerek sorumluluk almayan yetkililere sert tepki gösteriyor.

Share

Özgür Yici, bugünkü köşesinde Türkiye’de siyaset ve deprem hazırlıkları arasındaki büyük uçurumu ele aldı. Günlük siyasi tartışmalar hiç bitmezken, iş deprem gibi hayati bir meseleye gelince yetki karmaşası, bütçe sorunları ve koordinasyon eksikliği devreye giriyor. Belediyeler başka, hükümet başka telden çalarken, vatandaş yine arada kayboluyor. Yici, yerel yönetimler ve merkezi idare arasındaki çekişmenin, milyonlarca insanın hayatını riske attığını vurgulayarak, “Deprem değil, ihmal öldürür” diyerek yetkilileri sorumluluk almaya çağırıyor.
İşte o yazı;
Türkiye’de siyaset, çay bardakları gibi; hiç boş kalmaz. Masada her zaman bir tartışma, bir kavga, bir “o dedi, bu dedi” hikayesi vardır. Ama iş deprem hazırlıklarına gelince, bardak aniden devrilir, çay dökülür ve kimse döküleni temizlemez. İstanbul, İzmir, Ankara fark etmiyor… Belediyeler başka telden çalıyor, hükümet başka… Arada da vatandaş, sallandıkça aklı başına geliyor ama iş işten geçmiş oluyor.

HALK, İYİYİ BENDEN KÖTÜYÜ ONDAN BİLSİN
Düşünün ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) deprem için bir proje yapmak istiyor, mesela riskli binaları tespit edip yıkacak. Ama hop! Yetki kimde? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda! O zaman işler karışıyor. Başlamayan projelerle başbaşa kalan yine vatandaş oluyor. Bakanlık belediyeyi, belediye bakanlığı suçluyor, ortada şaşkın kalan yine biz oluyoruz.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, “biz dirençli kent oluşturacağız” diyor. Ama merkezi hükümetle koordinasyon eksik, bütçe sınırlı, yetkiler kısıtlı. Sonuç? Kentsel dönüşüm projeleri yavaş ilerliyor, riskli binalar hâlâ yerinde duruyor.

Peki ilgili bakanlıklar? Onlar da “biz kentsel dönüşüm yapacağız” diyor. Ama gelin görün ki, bu dönüşüm için öncelik gerçekten riskli binalar mı, yoksa merkezi noktalarda “yüksek kâr” getirecek bölgeler mi oluyor? İşte bu soru, milyonların hayatını ilgilendiriyor, temiz bir açıklama bekliyor.

DEPREM GÜNÜ OYUMUZ KİME?
Güzel kardeşim, sen o gün sandık başına gitmeyeceksin, çünkü bina başına çökmüş olacak.
6 Şubat depremini hatırlayalım. İlk 48 saat boyunca enkaz altında yardım bekleyen insanlar, kimin ne kadar yetkili olduğu belli olup da müdahale edilene kadar hayatlarını kaybetti. O gün kimse “Bu bina CHP’li belediyenin mi, yoksa AKP’li hükümetin mi sorumluluğunda?” diye sormayacak. Herkes sadece “Yardım lütfen?” diye bağıracak.

İstanbul için senaryoyu düşünelim: Marmara’da büyük bir deprem olduğunda AFAD, belediye, valilik, bakanlık, hepsi bir anda “biz yetkiliyiz” diye sahaya inecek. Ama kim gerçekten hazırlıklı? Kim önceden plan yapmış bilmiyoruz? İletişimin zayıflığı hazırlıkların da zayıf olduğu kanaatini insanlarda hakim kılıyor ve güvensizlik ile korku kolkola verip psikolojimizi bozdukça bozuyor.

SANATÇILAR VE TOPLUM
Sanatçılar bu işin neresinde derseniz… Türkiye’de bir sanatçının sesi en çok ne zaman çıkar? Ya bir konser verirken ya da bir şeyin yanlış gittiğini gördüğünde. İşte şimdi tam sırası! Bu ülkenin sanatçıları, halkın geniş kesimlerine hitap eden güçlü isimler, deprem konusunda farkındalık yaratmak için sorumluluk almalı. Afet fonlarına destek vermeli, sosyal medya hesaplarından bilinçlendirme çalışmaları yapmalı, hatta belki de hükümet ve belediyeler arasındaki bu anlamsız inatlaşmayı bitirecek bir kampanya başlatmalılar.

SİYASİ ÇATIŞMALARIN ENKAZINDA KALMAYALIM
Bütün mesele şu: Deprem öldürmez, ihmal öldürür. Ama Türkiye’de ihmal sadece bir kişinin hatası değil, komple bir sistemin ürünü. Belediyeler ve hükümet, birbirine çelme takmayı bırakmazsa, enkaz altında kalacak olan tek şey bedenlerimiz değil, akıllarımız ve umutlarımız olacak.

O yüzden, ister CHP’li ister AKP’li ol, ister belediye başkanı ister bakan… Hiç fark etmez. 7.0 büyüklüğünde bir deprem geldiğinde, “Ben şu partidenim” diyerek ayakta kalamazsın.

Şimdi, herkes işini yapsın. Çünkü yarın çok geç olabilir.

İlginizi Çekebilir

Diğer haberler